Facebook
Facebook
LINKEDIN
Twitter
Visit Us
YOUTUBE
YOUTUBE

Son dönemlerde, batı medyasının ve askeri analistlerin, Rusya Federasyonu’nun Suriye açıklarına gönderdiği ve çoğunluğu Rusya’nın Kuzey Filosu’na ait Rus gemilerine olan ilgileri artmaya başladı. Bu ilgi, bahse konu filonun bir kısım gemilerinin yaklaşık bir yıl önce, 2016 yılının Ekim ayında, İngiltere’nin Shetlands adaları kıyılarına çok yakın ve gayet de gösterişli bir şekilde geçmesiyle başlamıştı.  Bu süreçte, batı ve Rus medyalarında karşılıklı atışmalar dahi yaşandı. Amiral Kuznetsov uçak gemisi, bu gemiden iniş-kalkış yapan savaş uçakları ve ona refakat eden diğer harp gemileri bir kısım tartışmaları da beraberinde getirdi. Batı medyasında genellikle geçiş yapan gemilerin teknik eksiklikleri değerlendirilerek Rus Donanması’nın durumuna atfen “biz aslında sizin ne olduğunuzu biliyoruz” mealindeydi. Baştan ifade etmek gerekir ki; bu iddiaların doğruluğunun teyit edilebilmesi, sadece açık kaynaklara dayanarak yetersiz kalabilir. Bu gemilerin harekât alanındaki her türlü faaliyetlerinin izlenmesiyle, ancak yeterli bir kanaat oluşabilir.

Bahse konu iddialar çoğunlukla Amiral Kuznetsov uçak gemisi üzerinden dile getirilmiş ve buna bağlı olarak Rus Donanması’nın eğitim, personel ve teknik konularının öne çıkarılmasına gayret gösterilmiştir. Amiral Kuznetsov’un İngiltere açıklarındaki uçak gösterisi, söz konusu geminin analizlerde baş hedefe konulmasına neden olmuş durumda gözükmektedir. Rusların, İngiltere açıklarındaki geçişi sırasında Kuznetsov uçuş güvertesi üzerinde görülen 10 adet Sukhoi Su-33 Flanker-D ve 4 adet MiG-29KR uçaklarını harbe hazır seviyede uçuracak yeterlilikte pilotlara dahi sahip olup olmadıklarının belli olmadığı öne sürülmektedir. Yerli ve yabancı kaynaklardaki bilgiler incelendiğinde, 30-40 uçak kapasiteli geminin platformu üzerinde sürekli aynı 14 uçağın konuşlu olduğu gibi bir izlenim edinilmektedir. Bu durumda; kendilerine göre yeterliliği olduğunu düşündükleri pilotların sayısı kadar uçak konuşlandırmış olabilecekleri ihtimali de olasılıklar arasında sayılabilir. Gemide fırlatma rampası düzeneği yerine, sıçrama pisti olarak kullanıldığı bilinen pistin genel yapısı nedeniyle önceki dönemlerde SU-33’lerin tam yüklü kalkışı sırasında düşme boyutunda kazalar tespit edildiği belirtilmektedir Nitekim, Suriye açıklarındaki harekât esnasında da, tarihler teyide muhtaç olmakla birlikte, 14 Kasım ve 05 Aralık 2016 tarihlerinde gemiye ait 2 adet uçağın düştüğü bazı açık kaynaklarda yer almıştır. Düşen uçaklardan birinin MİG-29KR (bazı kaynaklarda SU-33) olduğu ve eğitim uçuşu sırasında gemiye yaklaşma esnasında düştüğü ifade edilmektedir.

Gemi 15 Ekim 2016’da Rusya’dan yola çıkmış, 08 Kasım 2016’da Suriye açıklarına intikal edebilmiştir. İntikal süresi takriben 25 gündür. Rusya, 06 Ocak 2017’de Suriye’deki askeri güçlerini azaltma kararı kapsamında uçak gemisinin bölgeden ayrılacağını açıklamış ve Amiral Kuznetsov görevi hitamında 07 Şubat 2017’de tekrar Rusya’ya geri dönmüştür. Geri intikal süresinin de takribi 25 gün olabileceği düşünüldüğünde, gemi intikallerle birlikte toplam 3,5 ay üssünden ayrı görev yapmıştır.  50 gün intikal süresi dikkate alındığında; harekât sahasında yaklaşık 63 gün kalınmıştır. Kuzey Filosu Komutanı Nikolay Yevmenov, uçak gemisinden 117’si gece olmak üzere toplam 420 sorti yapıldığını ve arama ve kurtarma operasyonları için de 750 sorti gerçekleştirildiğini beyan etmiştir. Bununla birlikte; Suriye’de 1000’den fazla terör hedefini imha ettiklerini vurgulamıştır.  30 yaşındaki Kuznetsov’un Suriye harekâtından sonra kuru havuza alınarak, kapsamlı bir bakıma gireceği de ifade edilmektedir.

Diğer yandan; muhrip ve fırkateynlerin oluşturduğu görev birliklerine çoğunlukla yakıt gemisi ve okyanus tipi römorkörlerin de eşlik ettiği tespitler arasındadır. Bu, denizde yaşanacak muhtemel bir arızaya karşı önlem olarak düşünülmüş olabilir. Kirov sınıfı muhriplerin modernizasyona tabi tutulduğu bilinmektedir. Amiral Gorshkov ve Amiral Grigorovich sınıfı 5000 tondan ufak iki farklı fırkateyn projesi gibi yeni projelerde; Ukrayna orjinli Zorya-Mashproekt isimli firmanın üretimi olan gaz türbinlerinin tesliminde daha şimdiden en az 5 yıllık bir gecikmenin söz konusu olduğu da ileri sürülmektedir.   Rusya’nın, Alman MTU makinalarından örnek alınarak, Çin tarafından türetilmiş olan gemi makinalarını satın alma girişimleri olduğu da bazı kaynaklarda belirtilmektedir.

Bir diğer dikkati çeken ilginç durum ise; Rusların yeni bir sınıf harp gemisi inşasını, çok az sayıda (genellikle ikişerli ya da az çifter sayıda olacak şekilde) planlamalarıdır. Buna son örnek  2 adet yeni Varshavyanka sınıfı dizel denizaltılar olup, yapımları halen devam etmektedir. Bir kısım analistler bu hususun altında yatan esas sebebin ekonomik zorluklar ve Rus tersaneleri olduğunu iddia etmektedirler. Rus tersanelerindeki mühendis ve teknik personel ile tezgâhların ve teknolojinin yetersizliği ve çok sık görülen yolsuzluklar ile kalite kontrolündeki sıkıntıların, Rus savaş gemisi projelerine önemli ölçüde zarar verdiği değerlendirilmektedir. Ruslar denizaltı gemisi inşasında kısmen suüstü gemilerinin inşasına nazaran daha iyi bir durumda sayılabilir. Örneğin Rusların, bir dizel denizaltı inşasını tahmini 18 ayda bitirip, istenildiğinde, 6 ay gibi bir sürede hizmete hazır hale getirebildikleri ifade ediliyor.  Ancak, bir kısım tersane zafiyetlerine rağmen bu konuda daha titiz davransalar da, diğer yandan; SSBN, SSGN ve SSN türü birçok denizaltı projesinin 2025 ve 2030 yıllarına kadar bir kısmının ekonomik nedenlerle bitirilemeyebileceği de göz ardı edilmemelidir. Her ne kadar 17 sene önce olsa da, Kusrk’ta yaşanan facia, denizaltı dünyası yönünden Rusların; organizasyon, malzeme, lojistik, personel, eğitim ve arama/kurtarma imkan ve kabiliyetlerinin sorgulanabilir olduğu gerçeğini ortaya koymuştur.

Ancak bütün bu olumsuz örneklere rağmen; Ruslar son dönemde bir kısım donanma unsurlarıyla Suriye kıyıları ve Kuzey Antarktika’da önemli bir varlık göstermeye başlamışlardır. Diğer yandan Karadeniz Donanması’nı da yenileme ve takviye etme çabalarına girişmişlerdir. Benzeri bir kısım olumsuz örnekler, nedenleri farklı gözükse de, A.B.D. Donanması’nda da görülebilmektedir. Bu örneklerden hareketle de birçok olumsuz analiz yapılabilir. Aradaki fark; batının ekonomik ve teknolojik sürdürülebilir imkanlarının olmasıdır.

21 Nisan 2017 tarihinde Rusya Savunma Bakanlığı’nın Rus Donanması’nın geleceğini ilgilendiren hususlarda yapmış olduğu bildirge çok dikkat çekicidir.  Bakanlık; eski ancak, çok maksatlı fırkateynlerin yeni silah sistemleri ile donatılmasının, donanma harp gücünü yüzde 30 oranında arttırdığını, 2016-2020 Kuzey Filosu Faaliyet Planı çerçevesinde filodaki personel istihdamının yüzde 95’lere ulaştığını ve Amiral Kuznetzov uçak gemisinin Suriye kıyılarında hava harekât yeteneklerini kazandırdığını belirtmiştir. Kalibr güdümlü mermilerinin, Kirov sınıfı bir gemiden yapılan tecrübelerinin başarıyla tamamlandığı ve Kuzey Antarktika’daki üs bölgelerinde suüstü ve sualtı unsurlarının daimi konuşlanacak şekilde hazırlıklarının devam ettiği vurgulanmıştır.

Sonuç olarak; 18. ve 19. yüzyıllarda denizde  3 kez karşı karşıya geldiğimiz Rus Donanması’nın mevcut durumundaki zafiyetlerine bakarak bir sonuca gitmek bizi değerlendirme hatalarına götürebilir. Öncelikle; karşımızda nükleer bir güç vardır. Tersane ve işletim hataları, onun konvansiyonel ve nükleer gücünü kullanmasına mani değildir. Ancak çok tehditli bir harekât ortamında bu zafiyetlerin dikkate alınmaması da büyük hata olur. Rus Donanması’nın lojistik sorunları olduğu da bir gerçektir. Eski gemilerin modernizasyonu ile Kuzey Filosu’nun harp gücü yüzde 30 artıyorsa, orantısal olarak daha da artması gereken lojistik, personel, eğitim ve motivasyon ihtiyaçları olduğu gerçeği de dikkate alınmalıdır. Amiral Kuznetsov gemisi özelinde, pilotların harbe hazırlık seviyelerinin arttığı, geminin hava harekâtı icra etme ünsiyetini geliştirdiği ve bu şartlarda başarılı olduğu ifade edilebilir. Hassas bir değerlendirme için; muhtemel 2 ay Suriye kıyılarında harekât icrâ eden Rus Deniz Görev Birliği’nin bir bütün olarak gösterdiği performansı, tüm veçheleri ile bir kül olarak değerlendirmek gerekmektedir. Kaza, yangın, arıza, yaralanma, ölüm ve hedef detayları gibi hususlar açık kaynaklardan tam olarak bilinemediği için, batı basınındaki gibi, kesin bir hükmün verilemeyeceği görülmektedir. Ancak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz ki; Rusların Suriye politikası kapsamında ilk harekâttan çıkardıkları/çıkaracakları derslerle bu Deniz Görev Birliği’ni yeniden bu bölgeye  gönderme ve sancak gösterme ihtimalleri mevcuttur.

http://www.marinedealnews.com/?p=9291