İlk defa Amerika’da duymuştum High Fructose Corn Syrup ve Aspartamı (hani tatlandırıcılarda olan)… Ne zaman ki ne olduklarını ve etkilerini araştırıp öğrendim, market alışverişleri benim için kabus oldu. Onların içinde olmadığı bir ürün bulmak oldukça zor ve bulunsa da pahalıydı. Kaldı ki küçücük puntolarla yazılı etiketlerdeki içerikleri okumak başlı başına bir işkencedir ve ayrıca tartışılır…

Tam şükrediyor ve “Bizim ülkemizde sağlıklı besleniyoruz, bunlara gerek kalmıyor.” derken, araştırmak istedim “biz de kullanıyor muyuz?” diye. Maalesef sonu hayal kırıklığıydı… Hem de en büyüğünden, en fazlasından.

Yıllar geçti aradan. Yıllar önce en fazlasından karşıma çıkan bu hayal kırıklığı, yani GDO, Yüksek Früktozlu Şeker bugün gündemimizde… Şeker fabrikalarının satılması gündemimizde… Yabancılara satılan onca şirket, milli sermaye, “toprak” yetmedi şimdi bu toplumun “geleceği” satılıyor.

BU SATIŞTA AKLA VE MANTIĞA DAYALI HİÇ BİR SEBEP YOKTUR, MİLLİ HİÇ BİR AMAÇ YOKTUR, OLAMAZ! (Trakya topraklarını kimler alıyor? Desteklenmeyen çiftçi gönlü razı olmasa da, kimin aldığını bilse de nasıl çaresiz bırakılıyor? Detaylı bir şekilde incelenmelidir…)

Millet artık yeterince bilinçli ve farkında. Obez, bağımlı hale gelmiş, gelecekte sağlık problemleriyle karşılaşacağı bilinen bir toplum ve belki de bizi ülke olarak tamamen kıskaca alacak sonuçlar…

Elimizde kalan belki de son “sahip olduğumuz” değer satılmamalı. Ardında ne pazarlıklar vardır bilinir mi, bilinmez mi ya da bilmezden mi gelinir?.. Eğer ki bu kelimelerin anlamı varsa, geleceğimizi satmayın!

“YAZIKTIR, GÜNAHTIR”

Çok da anlamı yok bilimsel verilerin. Zira her şey o kadar biliniyor ki… Yeter ki niyet ve sonuç kötü olmasın… Eşiği sakın ola ki atlamayalım ve küresel sermayeye bu milletin sağlığını ve bağımsızlığını daha fazla satmayalım. Üstelik bu fabrikalara geleceğini bağlayan yüz binlerce insanın ve çiftçinin itirazları varken. Görmezden gelinerek hatada ısrar etmenin sebebi “MİLLİ” olamaz!..

Çünkü;

“MİLLİ EKONOMİNİN TEMELİ ZİRAATTIR.” M. Kemal ATATÜRK